Yusuf Atılgan’ın Evdeki Adlı Öyküsünde Kişilik Kurgusunun Dilbilimsel Açıdan Değerlendirilmesi / Arş. Gör. Züleyha Hande AKATA

Print
Hits: 787

(TÜRKİYE)

Özet

Edebî metnin kurgusu, dilin olağanın dışında tekrar tekrar kurulması ile gerçekleşir. Dili yeniden kurma gücü, edebî metnin değerini belirleyen bir ölçüttür. Kişiliği oluşturan ögelerin nesnel ölçütlerle değerlendirilmesi; metin kurgusunun temelini oluşturan dilsel göstergelerin kullanımının tespiti ile mümkündür. Karakterleri birbirinden farklı kılan ve edebî eserin değerini belirleyen kurgusal metin, dilsel göstergelerin bir araya gelmesi ile oluşmuş bir bütünlükten ibarettir. Kişiliğin kurgulanması, metni ağ gibi saran ve metnin geneline yayılan dilsel göstergeler bütünü ile gerçekleşir. Kurgusal metinde kişiliği oluşturan belirleyici dil kullanımlarının çözümlenmesi aynı zamanda toplumsal yapı içindeki bireyin çözümlenmesine olanak sunar. Kişilik kurgusunun nasıl gerçekleştiği, dilsel göstergelerin üstlendiği işlevlerin değerlendirilmesine de olanak sunar. Dilsel göstergenin kişilik yaratımında üstlendiği işlev ve metnin doğal yapısı içinde yer alan bilgiler, toplumsal yapının da bir örneklemini sunar.

Metin kurgusundaki kişilik yaratımının toplumsal yaşamla paralelliğini ve dil kullanımlarının metin kurgusundaki işlevinin tespitini amaçlayan bu çalışmada Yusuf Atılgan’ın Evdeki adlı öyküsünde kişilik yaratımı incelenmiştir. Dilbilimsel yöntemlerle değerlendirilen öyküde, kişiliği belirleyici ögeler değerlendirmeye alınmıştır. Metin içindeki adlandırmalar, betimlemeler, olay örgüsü içinde karakterlerin tavır ve davranışları, diyaloglar vb. ögelerden hareketle kişilik yaratımı ve aşamaları değerlendirilmeye ve kuramsal bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. Toplumsal yapı içinde bireyin kişiliğini oluşturan etkenlerin, metin içindeki izleri dilsel göstergeler üzerinden değerlendirilmiştir.

 

Linguistic Evaluation of Personality-Construction in the Story Named Evdeki by Yusuf Atılgan 

Abstract

Literary text-construal is performed with unusually repeatedly establishment of the language. The power of rerestablishment of the language is a criterion defining the value of the  literary text. The evaluation of the elements  creating a personality, with objective criteria is possible with defining  the use of linguistic indicators that constitute the base of text-construal.  Consruct text that differentiate characters and define the value of a literart text is just the integrity composed bringing linguistic indicators together. The construction of personality happens with the integrity of linguistic indicators wrapping  a text  like a mesh and spreading throughout  the text. The analysis of decisive language usage forming the personality in a construct text  also allows  the analyse of the individual involved in the social structure. How personality-construal happens also allows the evaluation of the functions undertaken by linguistic indicators.The function of linguistic indicators in creating  personality and information included in the natural structure of the text  also offer an sample of the social structure.

The creation of the personality in the story named Evdeki by Yusuf Atılgan was examined in this study aiming to define the  paralellism  that the personality creation in the text-construal  show with social life, and to define function of language users in text-construal. Based on the nomenclatures, descriptions in the text, attitutes and behaviours of the characters in storyline, dialogs etc.;  personality maker elements  and its stages  were tried to be  evaluated  and built on a theorical ground  in the story evaluated through linguistic methods. The story involved  traces of the factors that  create the personality of the individual in a  social structure  was evaluated through   linguistic indicators.

 

Giriş

Edebî metnin değerini belirleyen en önemli ölçütlerden biri dili yeniden kurma gücüdür. Dilin tekrar tekrar kurulması ile ortaya çıkan metnin yapısal ögelerinin (zaman, mekân, olay örgüsü, kişiler vb.) okurun düşün dünyasında tutarlı bir gerçekliğe karşılık gelip gelmemesi edebî metnin başarısını belirler. Pek çok yapısal ögeden oluşan edebî metinde gerçekliğin yaratımında kişiler, anlatı düzlemini tamamlayıcı nitelik taşır. Dil kurgusu ile yaratımı sağlanan kişilik, metnin bütününe yayılmış dilsel ögeler bütünüdür. Chatman (akt. Aşkaroğlu, 2016: 38), kişiliğin sözcüklerle ifade edilemeyecek boyutta olduğunu belirtir. Sözcüklerle ifade edilemeyecek olan kişilik, tek bir gösterge ile değil metnin bütününe yayılan dilsel göstergelerden oluşan bir iç kurgudur. Kişiliğin kurgulanışında tek bir dilsel ögeyi göstermek doğru değildir, metni ağ gibi saran ve metnin geneline yayılan dilsel göstergeler bütününün kurgulanışında kişiliği aramak gerekir. İşte bu yüzden kişilik kurgusu, edebî metnin değerini ve gerçekliğe olan yakınlığını belirleyen bir ölçüttür ve kişiliğin nasıl kurgulandığı dilsel göstergelerin işlevinin tespit edebilmesinde önemli rol oynar.

Yusuf Atılgan’ın Evdeki adlı öyküsünde kişilik kurgusunun dilbilimsel açıdan değerlendirildiği bu çalışmada edebî metinde kişiliğin yaratımı; adlandırmalar, betimlemeler, olay örgüsü içinde karakterlerin tavır ve davranışları vb. ögeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bir olay örgüsü ve kişiler arasındaki ilişkilere dayalı metinlerde karakterlerin kurgulanışının ve çözümlenmesinin nesnel ölçütlere dayandırılması gerektiği tezi temel alınarak dilsel kurgunun kişilik yaratımındaki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır. Kişilik yaratımında kurgu sürecinin dilsel düzlemde çözümlenmesi ile toplumsal yapı içinde bireyin kişiliğini oluşturan etkenlerin, metin içindeki izlerinin dilsel göstergeler üzerinden tespiti amaçlanmıştır.

Evdeki Adlı Öyküde Kişilik Kurgusunun Dilbilimsel Açıdan Değerlendirilmesi

Kişilik, bireyin toplumdaki diğer bireylerle benzeşen ve ayrışan özelliklerinin bütünüdür. Aristoteles; “ ‘karakter’ derken, eylemdeki insanlar için bize ‘şöyle ya da böyle’ dedirten şeyi” (2011: 30) kastettiğini belirtir. Toplumsal değerler ve normlar doğrultusunda kurgusal metin kişisi ile ilgili bir çıkarımda bulunmamızı sağlayan şey kişilik/karakter kurgusudur. Kurgusal metinde kişilik/karakter çözümlemesi yapılırken bilgi kaynakları; yazar, edebî metin kişisi, edebî metin kişisinin söylemi, diğer kişilerin söylemi ve davranış biçimleridir. Adlandırma, seslenme, betimleme, tavır-davranış ve iç/dış çatışmayı yansıtan dilsel ögeler ise bilgi kaynakları tarafından doğrudan veya dolaylı olarak aktarılan, kişilik yaratımını sağlayan göstergelerdir.

Adlandırma/Seslenme

Adlandırma, metin kurgusunda bireyin toplum içindeki konumuna gönderimde bulunan en önemli ögelerden biridir. Adlandırmalar, kişilik kurgusunun temelini oluşturan başlangıç noktasıdır. Özel ad kullanılması ya da kullanılmaması, takma adlar, seslenme ögeleri vb. kurgu kişisi ile ilgili ilk izlenimleri oluşturur. Evdeki adlı öyküde karakterlerin özel ad kullanımı yerine çoğunlukla genel adlandırmalar tercih edilir. Öykü anlatıcısı ve başkişisinin evdeki olarak nitelendirildiği öykü başlığı ile sezdirilir ancak evdeki ile ilgili herhangi bir özel ada yer verilmez. Öykü başkişisi tarafından kişiler; annem, erkekler, kadınlar, çocuklar, bu adam, bir kadın, komşu kadınlar, o kız, şu kadın, babam, dayım, bir çocuk, bir sarhoş (Atılgan, 2016: 11-15) gibi doğrudan özel bir kişiye gönderimde bulunmayan genel ifadeler ile anlatılır. Özel ad kullanımının tercih edilmemesi ile öykü kişilerinin toplumsal yaşamdaki genel ve belirsiz bir kişi olabileceğine dair gönderimde bulunulur. Öyküde özel ad kullanımına “Fatmahanımlar” (Atılgan, 2016: 12) ile evdeki olarak nitelendirilen öykü başkişinin “Dayımın oğlu bu Necati” (Atılgan, 2016: 13)diye belirttiği kişiden bahsedilirken rastlanır. Sınırlı sayıdaki bu özel ad kullanımı ile yaratılan kişiliğin gerçekliğine ve genelden özele özgün kişilik yaratımlarına vurgu yapılır.

Seslenme ögeleri, bireyin kendini ve karşısındaki toplumda nasıl konumlandırdığının göstergesidir. Öyküde; “Kız, koca mı arıyorsun orada?” (Atılgan, 2016: 11) ve “Kız, erkek olsaydın seni oraya yollardım” (Atılgan, 2016: 13), ifadelerinde seslenme ifadesi olarak kullanılan kız ögesi toplumsal cinsiyete gönderimde bulunur. Annesine tarafından kızına yöneltilen kız ögesi ile evlenmediğine vurgu yapılırken, dayısı tarafından öykü başkişisine yöneltilen kız ögesi ile ise toplumdaki cinsiyetçi yaklaşım vurgulanır; “Toplumdaki cinsiyet kaynaklı ayrımlar; dilde de karşılığını bulur ve gerek dil kullanımında gerek dilsel ifadelerin anlamlandırılmasında cinsiyetlere göre değişiklikler görülür” (Çolak, 2019: 98).Öyküde kadın olmak toplumsal yaşama aktif olarak katılmaya bir engel olarak gösterilir ve öykü kişilerinin söylemlerinde bu durumun izlerine rastlanır. Öyküdeki bir diğer seslenme ögesi; “Nasılsın abla?” (Atılgan, 2016: 13) ifadesinde geçen abla sözcüğüdür. Kendinden yaşça büyük ve yakın bulduğu bir kadına hitaben kullanılan bu öge hem cinsiyete hem de akrabalık ilişkilerine gönderimde bulunur.

Betimleme

Kurgusal metinde bilgi kaynakları tarafından sunulan betimleyici ya da tanımlayıcı ifadeler, kişilik hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlar. Daha çok fiziksel yapıya yönelik olan betimleme ya da tanımlamalar kaynak alınarak kişilikle ilgili değerlendirmelerde bulunulabilir; “ilk olarak bir insan kendi fiziksel varlığı ile ortaya çıkacak, daha sonrasında o nesnesel varlığın yan özellikleri olan duygu ve düşünce bir şekilde var olabilecektir” (Aşkaroğlu, 2016:303). Adlandırma ile başlayan kişilik yaratımı, fiziksel özelliklerin aktarımı ile devam eder; “Dayımın oğlu bu Necati... Sakal tıraşı da mı oluyor ne, kötü kötü kokuyor” (Atılgan, 2016: 13). Öyküde Necati’nin ilk olarak toplumsal yaşamdaki akrabalık bağına daha sonra ise özel adına yer verilir. Başlangıçta bir özel ad ve akrabalık bağından ibaret olan Necati’nin kötü koku ile betimlenmesi ile fiziksel bir gerçekliğe gönderimde bulunulur. “Ben gözlerine bakıyorum. Yeşil, yeşil ya çipil bir yeşil bu. Tatsız. Nasıl denir? İşte kurbağa yeşili, soğuk. Ergenlikleri de var. İnce keskin dudakları. Ne çirkin bir çocuk. Çirkin ama bir çocuk körpeliği var onda, ya da genç erkek duyarlığı” (Atılgan, 2016: 14) ve “Kurbağa sesi gibi. Nasıl da benziyor kurbağaya” (Atılgan, 2016: 14) ifadeleri ile öykü kişisi Necati’nin fiziksel gelişimi öykü kurgusu içinde tamamlanır. Öykü kişisi ile ilgili elde edilen fiziksel veriler, karakteri ile ilgili de çıkarımda bulunulmasını sağlar.

Yazar, anlatıcı ya da kurgu kişileri tarafından aktarılan betimleyici ve tanımlayıcı ifadelerin bir gerçekliğe gönderimde bulunması için benzetme ve somut örneklerden yararlanılarak soyutlama amaçlanır; “verilen adlar uydurma da olsa, betimleme gerçek izlenimi vermeli, bir tür soyutlama ile gerçeği yansıtmalıdır. Soyutlamadan tam olarak kaçınılamaz, gene de özele en yakın, en inandırıcı biçim aranır” (Bayrav, 1999: 116). Betimleme ile dilsel düzlemde gerçeklik yeniden kurgulanır. “Çoğu kadın. Yüzleri asık, adımları sert. Bir yerden kavgadan geliyorlar ya da bir yere kavgaya gidiyor sanırsın... Kös kös yürüyorlar. Hepsi de kendine güvenen kişiler, belli. Kusur bağışlayacak göz yok bunlarda” (Atılgan, 2016: 11). Kasaba halkının mutsuzluğu ve asabiyeti kavgaya gitme ya da kavgadan gelmeye benzetilerek gerçeklikle bağdaştırılır. Asık, sert, kös kös gibi olumsuz anlam alanına sahip ögelerin kullanımı ile öyküde kasaba kişilerinin genel kişilik yapıları anlatılır. Kişilere atfedilen olumsuz özellikler, olumsuz çağrışım alanına sahip sözcüklerin bir arada kullanılması ile gerçekleştirilir.

Kişiyi niteleyen sıfatlar ile kişinin eylemini niteleyen zarflar kişilik kurgusunu güçlü veya zayıf sezdirimler ile şekillendirir; “Dilbilimsel açıdan düşünülürse, her bir kişiliği anlatabilmek için, yazar onlara çeşitli sıfatlar yükler” (Aşkaroğlu, 2016: 309). Öyküde yer alan“şu tokmak gibi herif bizim sokakta oturan kasap” (Atılgan, 2016: 11) ve “ceketi yamalı bir adam...” (Atılgan, 2016: 11) gibi ifadeler öykünün fon karakterlerinin fiziksel yapısı ve dolaylı olarak da kişiliği ile ilgili bilgi sahibi olunmasını sağlar. Öykü kişilerini niteleyen ögelerin anlamsal değerleri, yaratılmak istenen karakter kurgusu ile paralellik gösterir.

Tavır- Davranış

Kişilik yaratımında kurgu kişisinin tavır ve davranışları belirleyici bir rol üstlenir. Klasik kuramcılar için anlatı kişisinin varlığı bir ad ve eyleme dayalıdır; “yalnızca bir ad, bir eylemin edeni olan anlatı kişisi, ruhsal bir kararlılık kazandı; bir birey, bir ‘kişi, kısacası hiçbir şey yapmasa da ve kuşkusuz eyleme bile geçmeden önce, tam olarak oluşmuş bir ‘varlık’ durumuna geldi” (Barthes, 2016: 121). Başlangıçta ad ve eylem ile var olabilen anlatı kişisinin tinsel varlığı/kişiliği sonradan kabul edilir. Anlatı kişisinin bir ad ve eyleme sahip olmadan da tinsel varlığının var olabilmesine karşın ad ve eylem kişilik kurgusunun öncüllerini oluşturur; “bir eylemin taklidi söz konusu olduğuna ve bu taklidi hareket eden kişiler gerçekleştirdiğine göre, bu kişiler yaradılış ve düşünce açısından şöyle ya da böyle olacaklardır zorunlu olarak (çünkü biz bu iki öğeye göre eylemlerin şöyle ya da böyle olduğunu söyleriz); düşünce ve karakter, eylemleri belirleyen doğal nedenlerdir” (Aristoteles, 2011: 30). Anlatı boyunca kullanılan eylemler, kurgu kişilerinin tavır ve davranışlarını yansıtarak kişilik yaratımına katkı sağlayan önemli göstergelerdir. “Rezil etmişim onu ele güne… Ben de ağlamak istiyorum” (Atılgan, 2016: 12), “İnsan kendine acır mı? Ben acıyorum” (Atılgan, 2016: 13), “Bir tiksinti, bir bulantı kabarıyor içimde. Kendimden iğreniyorum” (Atılgan, 2016: 14), ve “Korkuyorum. Öyle bitkin, öyle çelimsizim ki” (Atılgan, 2016: 15) ifadeleri öykü başkişisi tarafından dile getirilir. Özellikle duygu durumunu anlatan ve olumsuz anlam alanına sahip eylemlerin kullanılmış olması bir tesadüf değildir. Rezil etmek, ağlamak, acımak, iğrenmek, korkmak vb. eylemler, yaratılmak istenen kişiliğin bunalımını ve çaresizliğini yansıtan göstergelerdir. “On yıl önce annemi de severdim. Hem böyle kasabanın insanlarından korkmazdım. Ben de onlar gibiydim. Erkeklerin yanında uslu uslu oturur, kadınların dedikodusunu dinlerdim” (Atılgan, 2016: 11), ifadesinde yer alan severdim, korkmazdım, onlar gibiydim ve oturur-dinlerdim ifadelerinin hepsinde eylemler görülen geçmiş zaman ile çekimlenmiştir. Olumlu çağrışım alanlarına sahip bu eylemlerin kullanımında geçmiş zamanın kullanılmış olması öykü başkişisinin olumsuz bir ruh halinde olduğunun ve olumlu duyguları yitirdiğinin bir göstergesidir. Kişilik kurgusunun yaratımına eylemlerin yanı sıra eylem kip ve zaman çekimleri de katkı sağlar.

İç/Dış Çatışma

Öykü kişisinin iç veya dış çatışması, anlamsal olarak birbirine zıt dilsel göstergeler ile sağlanır. Metin kurgusunda çatışma ve zıtlıklar kişilik kurgusunun oluşumunu sağlar; “karakter, sözler ya da eylemler bir seçimi açığa vurduğunda ortaya çıkar” (Aristoteles, 2011: 50). Çatışma, kişiliği belirleyici bir rol üstlenir. Bireyin kendisi ve çevresiyle yaşadığı çatışma ve uzlaşmalar karakter gelişimini gösterir. Bireyin iç çatışmaları, zayıf ve güçlü yönlerini ortaya koyar; “Bacağımı ondan yana uzatsam diyorum. Uzattım” (Atılgan, 2016: 14). Öykü başkişisinin iç çatışması ve çatışma sonucunda uyguladığı eylem, kişiliğinin zayıf yönünü ve çelişkili ruh halini yansıtır.

Bireyin dış dünya ile olan çatışması ise kişiliğini şekillendiren ana etkenlerden biridir; “ruhsal süreç güdüsel gerekliliklerle dış dünyanın getirdiği yoksunluklar arasındaki çatışkıdan doğmaktadır” (Reich, 2010: 273). Dış dünya ile olan çatışma, bireyin toplumdan farklılaşan veya toplumla uyuşan yönlerine vurgu yaparak kişiliğinin şekillenmesini sağlar. “Neden bu daracık kasabadayız biz? Yoksa bütün dünya böyle mi? Kitapların dediği yalan mı?” (Atılgan, 2016: 12) ve “Neden böyle olduk biz? Ana-kız değil, sanki yabancıyız. Sebebi ne bunun? Garip töreleriyle bu kasaba mı, başkaları ne der tasası mı?” (Atılgan, 2016: 14) ifadelerinde yer alan soru cümleleri ile sunulan sorgulama, bireyin dış dünya ile olan uyumsuzluğunu ve yaşadığı yabancılaşmayı gösterir. Birey-toplum çatışması dilbilimsel açıdan soru cümleleri ile sağlanmıştır.

Sonuç

Yusuf Atılgan’ın Evdeki adlı öyküsünde kişilik kurgusunun dilbilimsel açıdan değerlendirildiği bu çalışmada adlandırma, seslenme ögeleri, betimleme, tavır-davranış ve iç/dış çatışmaya özgü dil kullanımları tespit edilerek öyküde kişilik kurgusunun yaratımı değerlendirilmiştir. Öyküde kişilik kurgusu, adlandırma ile başlar. Adlandırma ile sadece bir özel ad değil, bireyin toplumsal konumuna işaret ederek kişilik ile ilgili ilk izlenimi uyandıran göstergeler bütünü kastedilir. Adlandırmadan sonra betimleme ile kişiliğin gerçeklik algısı yaratılır. Tavır-davranış ve çatışma ile ise kişiliği tamamlayıcı nitelikler zayıf sezdirimler ile sunulmuştur. Elde edilen bulgular, dilsel göstergelerin metnin geneline bir ağ gibi yayılarak kişilik kurgusunun oluşumuna katkı sağladığını göstermiştir. Metnin bütününde yer alan dilsel göstergelerin doğrudan veya dolaylı sezdirimleri ile metin içinde üstlendikleri işlevler kişilik kurgusunu oluşturmuştur. Kişilik kurgusunun dilbilimsel ölçütlere göre değerlendirildiği bu çalışma, daha nesnel verilerin elde edilebileceğinin bir örneğini oluşturmaktadır.

KAYNAKÇA

Aristoteles (2011). Poetika (Şiir Sanatı Üstüne). İstanbul: Can Yayınları.

Aşkaroğlu, V. (2016). Romanlarda Kişilik Kurgusu: Kuramsal Bir Karşılaştırma. ODÜ Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi (ODÜSOBİAD, 6 (14), 301-319.

Atılgan, Y. (2016).Bütün Öyküleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Barthes, R. (2016). Göstergebilimsel Serüven. Mehmet Rifat, Sema Rifat (Çev.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Bayrav, S. (1999). Dilbilimsel Edebiyat Eleştirisi. İstanbul: Multilingual.

Çolak, G. (2019). Toplumdilbilimi: Toplumsal Cinsiyet ve Dil. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.

Reich, W. (2010). Kişilik Çözümlemesi. Bertan Onaran (Çev.). İstanbul: Payel Yayınevi.

Kişilik Kurgusu
Yusuf Atılgan
Evdeki
Dil Kullanımları
Dilbilimsel Çözümleme
Language Usage
Personality-Construal
Linguistic Analysis