İMADEDDİN NESİMİ’NİN ŞİİRLERİNDE ULUSAL ÖĞELER

İMADEDDİN NESİMİ’NİN ŞİİRLERİNDE ULUSAL ÖĞELER 

Könül GULİYEVA

ÖZ

 Nesimi, Kadı Burhanettin’den sonra ana dilinde en güzel şiir örnekleri veren şair olmuştur. O, klasik şiirin bütün türlerine ait örnekler vermiş, Türkçe on iki bin mısradan ibaret divan oluşturmuştur.Şair saraydan kenarda yaşamış, şiirlerini halk için yazmıştır. Nesimi genç yaşlarında Hurufi tarikatına yönelmiş, şiirlerinde halkı zülme, istibdada  boyun eymemeğe seslemiştir. Türkçe divanında yer alan şiirler daha çok tarikat ve aşk konuludur.İster tarikat, isterse de aşk konulu gazellerde şair türklerin gelenek ve göreneklerini, tarihini, kültürünü kapsayan bir çok kelime ve kelime gruplarına, deyimlere yer vermiştir.Bununla da Nesimi halk diline dayanan şiir dilinin yaranmasına sebep olmuştur.Şair, gazellerinde ulusal öğeleri deyimler (kanıyla oynar, kurban kılan,gönlünü almak, gözünün aydınlığı),gelenek ve görenekler (başına dolanmak, yüzerlik yakmak),geleneksel oyunlar (çovkan),geleneksel müzik aletleri (saz), halk edebiyatının bazı türleri ve kahramanları (destan, efsane, karı, dev), beddualar ve atasözleri aracılığı ile aktarmış,aynı zamanda günlük konuşmada kullanılan bazı kelimeleri şiirlerine getirerek (necesen, ey) toplumun hayatını kendinde barındıran şiirörnekleri yazmıştır.

Anahtar Sözcükler: Gönlünü Almak, Çovkan, Yüzerlik, Necesen, Destan

ABSTRACT

Nasimi was the poet who gave the most beautiful examples of poetry in his native language after GaziBurhaneddin.  He wrote in all genres of classical poetry and his Divan consists of 12,000 baits.  The poet lived outside the palaces and wrote his poems for the common people. Even at a young age, Nasimi studied pantheism. In his creativity the poet called the people not to bow to despotism, oppression and injustice.  Most of the poems from Turkic Divan by Nasimi are devoted to hurufism and love themes.   Both in ghazals devoted to hurufism and the poems about love, the poet used many words and phrases, phraseological expressions containing customs and traditions, history and culture of the Turks. In his ghazals the poet used such national figurative expressions as “kaniyleoynar” (play with blood), “kurbankılar” (sacrifice), “könlünüalmak” (take one’s heart), “gözününnuru” (the light of one’s eye) etc.; customs and traditions (“başınadolanmak”), “üzerlikyandırmak” (to burn the harmala), etc.; national games “chovkan”, musical instruments “saz”, some types of folk literature epos, legend, heroes related to folk literature “karı”, “div” (old woman, monster), curses, proverbs and sayings. At the same time, Nasimi in his poems used many words related to everyday spoken language: “necesen” (how are you), “ey” (hey), and thus he created rich poetry examples reflecting the life of common people.

Key Words: To Win One’s Heart, Chovkan, Harmala, How Are You, Epos

 

Giriş

Azerbaycan klasik edebiyatında ilk örnekleri İ. Hasanoğlu tarafından ortaya konulan Türkçe şiir yazmak geleneği XIII. Yüzyıldabaşlamış olup, Kadı Burhaneddin’den sonra ana dilinde en güzel şiir örneklerini İmadeddin Nesimi kaleme almıştır. İyi bir medrese eğitimi alan Nesimi Farsça, Arapça ve Türkçe şiirler yazmış,Farsça beş bin, Türkçe ise on iki bin mısradanibaret divan oluşturmuştur. “O, bütün şiir türlerinde eserler yazmış, özellikle aruz vezninin temel bahirlerinde gazel, kaside, mesnevi, fahriye ve rübailer, hatta heca veznine çok yakın şiirler yazmıştır.” (Nesimi, 1973:41). Nesimi genç yaşlarında Hürufilik tarikatını kabul etmiş ve hürufiliği dünyaya tanıdan şair olmuştur (Gerayzade, 2004: 35). Ayrıca, Nesimi’nin Doğu edebiyatında felsefi şiirin temelini atan, eserleri ile milleti Timur ve Tohtamış gibi fatehlerin işgallerine karşı çıkmaya, zülme, istibdada  boyun eymemeğe sesleyen bir şair olduğu görülmektedir. Bu sebeple deNesimi’nin eserlerini araştıran araştırmacılar onun şiirlerinin dilini  “inkılabi dil” olarak nitelendirmişler(Hudiyev, 1997:176). Her ne kadar Nesimi,halka sesleniş ve isyan nitelikli şiirleri ile meşhurlaşsa da onun Türkçe yazdığı eserleri halk dilini, milli kültürü yansıtması açısındanda önemlidir. Nesimi, şiirlerinde Arapça ve Farsçaya karşın daha çok Türkçe kelime kullanmaya gayret göstermiştir. “Nesimi’nin 10 gazelinde kullanılan 833 kelimeden 562 Türkçe, 281 yabancı” kelimelerdir (Askerova, 2013:23). Bununla beraber Nesimi şiirlerini incelerken  dilde uzun süre var olan yani “taşlaşmış” yabancı kelimelerin şiirlerinde kullanılmasına önem verdiği de görülmektedir. Y. Seyidov,şairin:

 

Ey özünden bihaber gafil, oyan!

Haktan olma yadü hem batil, oyan!

Olma fani aleme mail, oyan!

Marifetten nesne kıl hasil, oyan!

rübaisine dikkat çekerek “bu rübaideki on altı kelimenin dokuzu Arapçadır. Fakat Arapça kelimeler dilde uzun süreden beri vardır ve herkes tarafından anlaşılmaktadır.” şeklinde yorum yapmaktave şairi ana diline olan ilgisinden dolayı “ana dilinin fedaisi” adlandırmaktadır (Seyidov,1996:5,17).

Nesimisadece Türkçe yazmakla yetinmemiş, aynı zamanda şiirlerinde milli kültür ögelerine, halkın inancını, yaşamını ve tarihini kendinde barındıran çeşitli ifade ve kelime gruplarına da geniş yer ayırmıştır. Şair şiirlerinde ulusal ögeleri daha çok ata sözü ve deyimler, gelenek ve görenekler,yöresel ifadeler, halk edebiyatı türlerinin ve kahramanları  araçılığı ile aktarmıştır.

  1. Deyimler aracılığı ile ulusal ögelerin aktarılması

Nesimi’nin gazellerinde ulusal öğeler derlenerken şairin bu öğeleri daha çok deyimler aracılığı ile aktardığı görülmektedir.  Örneğin:

“Yara Nesimi bu gün canının kurban kılan,

 Melhem olur ta ebed mahzeni esrarına.

 

Ehli-alem ilde bir kurban ederler eyd içün,

Her zaman kurbaninem, ey cümle kurban sizlere.

 

Zülf ile kaşı garedir servi huraman dilberin,

Kaşlarına kurban olam, ya türreyi-dilbendine.” vb. (Nesimi, 1991:29,37,47,52).

 

Görüldüğü üzere, gazel örneklerinde “kurban eden”, “kurban kılan”, “kurban olam”, “kurban sizlere” gibi kurban olmak deyimi ile ilgili örneklere rastlanmaktadır.Bu deyimler insanlığın en eski ve en yaygın, hemen hemen bütün toplumlarda görülen kurban etme, kurban kesme ayinine dayanmaktadır. İtaati, zorunlu barışçıl tavrı ve teslimiyeti çağrıştıran kurban etme geleneği ilkel çağlarda insanların kendilerini doğal afetlerden koruması için gerçekleştirilmiş, sırrını çözemediği üstün güçleri bir nevi “memnun etme”törenine dönüşmüştür. Şair de ikinci örnekte “insanlar yılde bir kurban keserler bayram için” mısrasıyla kurban kesme törenine imada bulunmuştur. Arapçada krb kökünden gelen kurban kelimesinin açıklaması sözlüklerde şu şekilde verilmiştir.

“1.  Allah yolunda  kesilen  ve  O’na  yaklaşma  vesilesi  sayılan, koyun vb. eti yenir hayvan.

  1. Müslümanlarda kurban bayramı. 
  2. Bir ülküuğrunda feda  edilen  veya  kendini feda eden kimse.
  3. Bir kazada veya birfelakette ölen kimse.” (Göğebakan, 2016:64).

Kelimenin sözlükteki açıklaması eski inancı kendinde barındırmaktadır. Türk toplumlarında şamanizmden bu yana gerçekleştirilen kurban ayini ister hayvan, ister hasad, isterse de insan (çok eski zamanlarda) şeklinde olmuştur. Günümüzde hem dua (Sana kurban olayım, canım kurban olsun sana gibi), hem de beddua (Kurban olasın ak birçekli annene) olarak algılanankurban oluyum deyimi örneklerde karşı tarafın gönlünü almak, onu ne kadar çok sevdiğini bildirmek amacı ile kullanılmıştır. Anlatımı duyguyla saran ve onu daha akıcı kılan deyimler,verilen dörtörneğin üçünde kelime grubu şeklinde (ad+masdar) işlenirken sadece bir örnekte, “ey cümle kurban sizlere” örneğinde tek kelime ile ifade olunmuştur. İlk bakışta burada fiilin şair tarafından çıkarıldığı düşünülse de, aslında günlük konuşma dilinde deyimin tek şekilde kullanıldığı görülmektedir. Bu durum günümüzde hem günlük, hem de yazı dilinde geçerliliğini korumaktadır. Örnek olarak Azerbaycan’ın ünlü şarkıçısı Raşit Beybudov’un Ana şarkısını (Saçının ağına, karasına kurbanam,Gönlünün o hezin laylasına kurbanam, aziz ana) gösterebiliriz.Anlaşılacağı üzere Nesimi  deyimlerin günlük konuşmadaki şekillerini gazellerine getirerek hala XIV. Yüzyılda safi Türkçeye dayanan şiir dilinin temelini atmıştır. Bu sebepledir ki, M. Guluzade Nesimi’ni “yenilikçi şair” adlandırmaktadır.” (Guluzade, 1973:74).

Bununla birlikte şairin gazelelerinde sık sık kalp (gönül)ileilgili deyimlere rastlanmaktadır.Örneğin:

 

Aşıkı-canan olupsan, ey Nesimi, sen bu gün,

Gönlünü aldurdun oldun ahirin yağmayi-aşk.

 

Habiba firgetin saldı melale,

Kana boyandı yürek hem çü lale

 

Alemde bu gün ehdi bütün yar ele girmez,

Yandırdı tiken bağrımı, gülzar ele girmez.vb. (Nesimi, 1991:43,70,83).

 

Şairin şiirlerinde “gönül yıkıcı ögüş”, “gönül yapıcı mimar”,“hasta gönül”, “deli gönül”, “viran gönül”gibi deyimler de bulunmaktadır. Görüldüğü gibi örneklerde kalp anlamında daha çokgönül, bazen isebağır ve yürek kelimeleri kullanılmıştır.

Bilindiği gibi klasik edebiyatta aşk ana tema olup, maşuğu yolunda ızdırab çeken aşık modeli şairler tarafından en çok başvurulan kahraman tipi olmuştur. Aşığın duygularını, ızdırab ve çilesini daha dolgun ve belirgin vermek amacıyla da şairler kalbe ait deyimlere eserlerinde geniş yer ayırarak okuyucunun etkilenmesini sağlamışlar. Şairin gazelleri arasında görülen bir başka örnek ise “ırak olsun” deyimidir.

 

“Kıyamet koptu hüsnünden meger ahırzaman oldu,

Belalardan ırak olsun, bu negeddü nabaladır. (Nesimi,2004:128).

 

Senden ırak, еy sanem, şamü seher yanaram,

Veslini arzularam, dahi bеter yanaram.

 

Benden ırakolduğun bağrımı kan еyledi,

Oldu gözümden revan huni-ciger, yanaram.vb. (Nesimi, 2004b: 127).

 

“Irak” kelimesi,“ıra/yıra” fiilinden türemiş (ıra/yıra+ık(k)) olup, uzak anlamını taşımaktadır.(https://www.etimolojiturkce.com/kelime/%C4%B1rak). Türkçede deyimler içerisinde kullanılan ırak (olsun) sözcüğü olumsuz bir durumu veya olayı anlatırken “şunu duyanlardan uzak olsun” anlamına gelen dua niteliğindedir. Şu kelimenin kullanıldığı ilk kaynak Orhun abideleridir: “Irak bodunug” (uzak boyları) (https://www.etimolojiturkce.com/kelime/%C4%B1rak). Nesimi kelimenin hem deyim şeklini (senden ırak vb.) hem de, gerçek anlamını (benden ırak olduğun) kullanarak  yazı dilini ana dili sayesinde zenginleştirmiştir. Bununla beraber şairin eserlerinde  “parmakla göstermek” (meşhur olmak), “bel bağlamak” (inanmak, güvenmek), “dili tutulmak”(susmak, şaşırmak,), kanıyla oynamak (kanına girmek), günümüzde bile çok susamak anlamına gelen “ciğeri yanmak” vb. deyimler kullanılmış, bu da şiir dilinin revan, akıcı ve daha anlaşılır olmasını sağlamıştır.Şiirlerini sade halkın anlayabileceği bir dilde yazan Nesimigeniş halk kitlelerine ulaşmayı başarmışdır. Onun gazellerinin toplumun ayaklanmasında büyük etkisi olmuştur. Bu sebepledir ki, zamanında şairin şiirlerinin okunması yasaklanmış, Nesimi’ninşiirini okuyanlar idamla cezalandırılmıştır.

 

  1. Ulusal ögelerin gelenek ve görenekler araclığı ile şiire aktarılması

 

Aferin olsun nigarın zülfü ile kaşine,

Ger macal bulsam hebibin çevrileydim başine.(Nesimi,1991:50).

 

Ahir zamanın fitnesi berge cemalından götür,

Ta aşka üzerlik kimi pirü cevanı yakasan. (Mümtaz,1926:52).

 

Birinci örnekte şair çevrileydim başıne (başına dolanmak) geleneğinden bahsetmiştir.Günümüzde bile var olan başına dönmek, başına dolanmak, başına fırlamak geleneği türk toplumlarının ortak geleneği olup kökleri şamanizme dayanmaktadır.Geleneğe dönüşen bu tören bir zamanlar şamanların tedavi yöntemlerinden biri olmuştur. Şamanlar “eski zamanlarda bir insan hastalandığında onun başına her hangi bir canlını (kuş, hayvan) döndürerek kesmiş ve böylelikle hastanın kısa sürede iyileşeceğine inanmışlar. İnanca göre hastanın bütün sıkıntı ve hastalıkları başının etrafında döndürülen canlıya geçerdi.”(Gasımlı, Abbaslı vb. 2004:94).Günümüzde kadınların gerçekleştirdiği bu tören (hasta yakınlarının başına dönerek onun hastalığını kendine geçmesini sağlamak) yakarış (başına dönüm) niteliği de taşımaktadır. İnanılmış bir iyileştirme yöntemi olan başına dönmek bazen de para ve altın ile yapılmaktadır. (Parayı kişinin başına döndürerek dışarı atma, altını da aynı şekilde yaptıktan sonra ihtiyacı olan bir kimseye vermek.)

 

İkinci örnekte ise şair yüzerlik yakmak geleneğine dokunmuştur. Kaynaklarda yüzerlik yakma geleneği efsun başlığı altında öğrenilmiştir. Kötü güç ve ruhları kovmak için farklı törenlerde (düğün, doğum, hastalık) gerçekleştirilen yüzerlik yakma adeti bazı dua ve nağmeler eşliğinde yapılmaktadır. Özellikle uzun süren hastalıklarda hasta olan kişiye nazar dokunduğuna inanılır ve bir tutam yüzerlik otu götürülerek kısık ateşte yakılır, hastanın başına döndürülerek yapılan bu merasimde “...Yüzerliğim çatlasın, Yaman gözler partlasın, Ağrın, belan dökülsün, Derd üstünden atlasın.”(Azerbaycan Edebiyatı Tarihi 2004:80)gibi efsun nağmeleri okunmaktadır. Bazen nağmelerde yüzerlik kişileştirilerek “ ...Yüzerliksen havasan, Bin bir derde davasan, Bednazardan bela gelmiş, Onu da sen sovasan” (Nebiyev,2009:291) -şeklinde nağmeler okunmaktadır. Burada da amaç hasta olan kişide iyileşeceğine dair inam yaratmak, onun direncini artırmaktır. Genel olarak bakıldığında ilkel törenlerin birçoğunda insanın başedemediği olumsuz durumlara (sel, kuraklık vb.) karşın bu gibi törenlerin gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu törenlerle insan ilkel toplumda korkuya karşı korkusuzluk, dayanma gücü yaratmağı amaçlamıştır. Buna örnek olarak kövseç, yağmur yağdırma, güneş çağırmatörenlerini de göstermek mümkündür..

 

  1. Milli unsurların geleneksel muzik aletleri ve oyunlar eşliğinde şiire aktarılması

 

Sefasız sufiyi gör kim, haram der dinlemez sazı,

Ki ehli-hak olan kişi, ne kam girse kelisaye.

 

Başını top eylegil, gir vahdetin meydanına,

Ey gönül müştak isen ger zülfünün çovkanına. vb. (Nesimi,1991:29,45).

 

Saz (bağlama) aşık sanatının en yaygın çalgı türü olup, ozanlığın en önemli kriteridir. Şöyle ki, aşık adını almak için mutlaka bağlama çalmayı becermek lazım. Azerbaycan’da adı saz olarak bilinen bağlamanın tarihi Sumerlere kadar dayanmaktadır ve XV. Yüzyıla kadarki kaynaklarda isminin kopuz olarak geçtiği görülmektedir. Türk kültür araştırmalarından belli oluyor ki, türkler bütün müzik aletlerini kopuz, farslar ise saz adlandırmışlar. XVI. Yüzyıldan itibaren bu çalgı aletininadı kaynaklarda saz olarak geçmiş ve günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Şair gazelde müziği haram bulan din adamlarını eleştirerek “kalbi dürüst olan birisi kliseye dahi girse onun imanı zarar görmez” fikrini önermektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere şair halkın yaşamından örnekler vererek toplumu dürüstlüğe, doğruluğa çağırmaktadır. Nesimi’nin gazellerinde sık sık rastlanılan ulusal öğelerden biri de çovkan oyunudur. Türk toplumlarının geleneksel oyunlarından biri olan çovkan (çövken) İslam coğrafiyasında da geniş yayılmıştır. Kelime olarak ağaclık anlamına gelen çövken oyununun adı Dede Korkut anlatılarında da geçmektedir: “Kılıcını ne översin mre kafir eğri başlı çovkanımca gelmez mana.”(Kitabi Dede Korkut, 2004:39) Şair bazen gazellerindekıvrım saç anlamında çovkan kelimesini kullanmış (Kahramanov,1970:200),başının top gibi güzelin kıvrım saçları arasında gezdiğini mecaz kullanarak ifade etmiştir.

 

  1. Milli kültürün beddualar, atasözleri,halk edebiyatı türleri ve kahramanları eşliğinde şiirlere yansıtılması.

 

Şol rakibi göre idim çah içinde bir kere,

Gilledeydim başına şol sed hezaran taş yine.

 

Buduna çıksın ufalar, gözüne hem kara su,

Tutulsun dilü kulağın, bir neçe taş dişine.

 

Fani cahanın sevgisi tamu odudur yandırır,

Kaç ol karıdan ey könül, aldanma zülfü halına.(Nesimi,1991:50,31).

 

Çün her ne kim ekersin anı biçersin ahir,

Dünyada anı ekme kim,adı oldu üsyan.(Nesimi,1973:38).

 

Anestünarın sirrine Musa gibi irsem diyen,

Gelsin beni görsün ki, uş alemde destan olmuşum.

 

Еy Sülеyman mantığından kuş dilin ögrenmeyen,

Dive uymuşsan, anunçün tabеyi-efsanesin. (Nesimi ,2004b:133,165).

 

Görüldüğü üzere şair birinci beytte “başına taş düşsün”, “ ...ağırlıkta taş düşsün başına”  gibi bedduaları gazele uyarlayarak vermiş, ikinci beytte ise  “buduna çıksın ufalar” bedduasını kullanmıştır. Ufa kelimesi küçük anlamına gelen “ufak”ın ses düşmesi sonucu yaranan şeklidir. Hatta Rusya’da yine küçük anlamına gelen başkurtların yaşadığı Ufa şehri bulunmaktadır. Muhtemelen şair burada “tike tike (olasan) doğranasan, her parçan bir tarafa dökülsün”gibi ağır bedduaları şiire bu şekilde uyarlamış yada şairin yaşadığı zamanda ufa isminde bir hastalık bulunmuş ve hitap ettiği kişinin bu hastalığa yakalanmasını istemiştir. Beytin devamında şair günümüzde glokom adlanan göz hastalığına değinmiş ve halk arasında “kara su” olarakbilinen ve göz bebeğinde kara lekelerin belirmesi ile başlayan göz hastalığından bahsetmiştir. Antolojilerde kara su ile bağlı beddualara karşın daha çok atasözleri örnekleri yeralmaktadır (Halkın adetine hor bakanın gözlerine kara su gelir vb.) Şiirin devamında günümüzde “belin bükülsün, dişin dökülsün” bedduasının XIV. Yüzyıldaki şeklini görmek mümkündür. Nesimi, şiirlerinde birden fazla atasözü örnekleri kullanmış, inceleme zamanın atasözlerinin (deyimler ve diğer örneklerde olduğu gibi) direk şiire aktarıldığı veya atasözleri ile aynı anlamı taşıyan beyitler kullanıldığı görülmektedir. Örneğin “Her ne ekersin onu biçersin.” atasözünün şiirde verilmesi veya aynı anlama gelen ifadenin “Zalim oldun zülm ekersin yine kendu tarlana, Zalimin zülmü şerinden tarlada isyan biter.” (Nesimi, 1991:)beytinde kullanılması gibi pek çok örnek vardır.

Nesimi bir tarikat şairidir ve bütün sufi şairler gibi o da şiirlerinde nefsi, şehveti dünya malına, şöhrete olan hevesi  eleştirerek onları halk edebiyatının daha çok kart karakterleri olarak bilinen karı (cadı) ve dev (yaratık)kahramanlarına benzetmiştir.Destan ve efsane şairin şiirlerinde başvurulan kavramlardandır. Şiirlerde efsanesözcüğü olağanüstü//boş,yalan anlamlarında kullanılmıştır. Şair kendi meziyetlerini sıralarken birincini, rakiblerini eleştirirken ikincini kullanmıştır. Bununla beraber şairin şiirlerinde geleneksel halk muziği olan makam türleri (Humayun, Uşşak vb.), geleneksel tatlılardan olan gül reçeli (gülgend, gülşeker vb.) Dede Korkut anlatılarındaki kavram ve ifadeler (gözüm aydınlığı, kepenek-yapıncı,garangu-karanlık vb.), benzetmeler(Dede Korkut’ta “goşa (çift) badem sığmayan dar ağızlım” (Kitabi Dede Korkut, 2004:25), Nesimi’de “hırda dehanım” - Nesimi,1991:25) günümüzde dahi kullanılan nasılsın anlamına gelen “necesen”kelimesi (“Geldi yarım naz ile sordu Nesimi necesen?” - Nesimi,1991:25),sık-sık başvurulan “ey” ünlemi görülmektedir.

Nesimi hiçbir hükümdarın merhametine sığınmayan, sade hayat yaşayan bir halk şairidir. Şiirlerinde bir medhiye örneği dahi bulunmayan Nesimi halk yaşamını zekasının gücüyle harmanlayarak eşi benzeri bulunmayan şiirler ortaya çıkarmıştır. Dili sade ve hoş olan bu latif örnekleri araştırdıkça şairin şiire olan yaklaşımını titiz bir kuyumcunun inci üzerindeki çalışmasına benzetmek mümkündür. Bu anlamda söyleyebiliriz ki Nesimi Türkçeni taşra dili olma niteliğinden kurtararak felsefi şiir dili, gazel dili yapmış, Türkçe Nesimi sayesinde zenginleşmiş, yazı dili statüsü kazanmıştır.

 

 

Kaynakça

  1. Asker, N. (2017) İslam Coğrafyası ve Azerbaycan’da Oyunlar. Elm ve Tehsil, Bakü.
  2. Askerova, T. (2013) Nesimi Dilinin Frazeologiyası, doktora tezi, Bakü.
  3. Elibeyzade, E. (2008) Azerbaycan Dilinin Tarihi, 2 ciltte, 2. cilt, Azerbaycan Devlet neşriyatı Bakü
  4. Gasmlı, Abbaslı vb. (2004) Azerbaycan Edebiyatı Tarihi,4 ciltte, I cilt, Bakü, Elm.
  5. Gerayzade, E.(2014) Kurs Leksii Po Azerbaydjanskoy Literature, I, Bakü.
  6. Göğebakan Y. (2016)SEMAVİ VE PAGAN DİNLERDE ORTAK ÖZELLİK OLARAK KURBAN’IN RESİM SANATI İÇERİSİNDEKİ YERİ (HZ.İSMAİL/HZ.İSHAK’IN KURBANI VE İPHİGENEAİ’NIN KURBANI)Atatürk Üniveristesi Güzel Sanatlar Enstitüsü DergisiJournal of the Fine Arts Institute (GSED), Sayı/Number 36, ERZURUM 2016, 58-89
  7. Guluzade, M. (1973) Büyük İdeallar Şairi, Genclik, Bakü
  8. Hudiyev, N. (1997) Azerbaycan Edebi Dili Tarihi, Ankara.
  9. https://www.etimolojiturkce.com/kelime/%C4%B1rak.
  10. Kahramanov, C. (1970). Nesimi’nin Divanının Leksikası, Elm Neşriyatı, Bakü.
  11. Kitabi Dede Korkut (2004) Önder neşriyatı, Bakü.
  12. Mümtaz, S. (1926) Azerbaycan Edebiyatı (VIII-IX asr hicri), Kommunist, Bakü.
  13. Nebiyev, A. (2009) Azerbaycan Halk Edebiyatı, Çırak, Bakü.
  14. Nesimi, İ. (1991) Ben Bu Cahana Sığmazam, Bakü, Genclik.
  15. Nesimi, İ. (1973) Makaleler Mecmuası. Elm Neşriyatı, Bakü.
  16. Nesimi, İ. (2004) Seçilmiş Eserleri, 2 ciltte 1. cilt Lider Neşriyyat, Bakü
  17. Nesimi, İ. (2004) Seçilmiş Eserleri 2 ciltte 2 .cilt Lider Neşriyyat, Bakü.
  18. Seyidov, Y. (1996) Nesimi’nin dili, Azerbaycan neşriyatı, Bakü.